istanbul travestiler

Çekilişle mamografi hayatını kurtardı

Günümüzde bilhassa Türkiye’de her 8 kadından birinde meme kanseri görülüyor. Meme kanseri görülme yaşının 18-20’li yaşlara civarı inmiş olması ise endişeli edici bir tabloyu meydana koyuyor. Bu tablonun bir sıkı tarafı ise, travesti meme kanserinin erken merhalede tanı edilmesi ile radikal rehabilitasyonunun olası olması…

Ülkemizde erken merhalede teşhisin epeyce az görüldüğünü belirten Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Erdem Güven; meme kanserini çoğunlukla ortada ve üzeri merhalede yakalayabiliyoruz. Bu evrelerde ise daha uzunca müddetli bir tedavi inşa etmek ve en ehemmiyetlisi bir ekip tarafında tasarılı tedavi yürütebilmek nihai derece mühim . Bu ekibin içerisinde , travestiler bir genel cerrah, bir patalog, bir radyolog, bir onkolog ve plastik cerrah yer ediniyor . Başka Bir Deyişle kanserin rehabilitasyonunda pekçok branşın birlikte davranış etmesi gerekmektedir ” diyor.

Doç. Dr. Itimat , tedavi tasarınında en mühim unsurlardan birinin ise dünyanın her yerinde başarıyla gerçekleştirilen simültane cerrahi operasyonlar olduğuna uyarı çekiyor; ‘Göğsün alınmasından sonra onarılması benzer operasyonda gerçekleştiriliyor. En ileri kanserlerde dahi memenin onarılması olası . Böylelikle meme kanserinde kadınlığın simgesi meydana gelen kanserli memenin onarılması uzuv kaybını yok ediyor . Hastanın yaşayacağı travma ise tedavi esnasında en üye indiriliyor. Yeryüzünde binlerce kadın üstünde yapılmış olan ve tam manasıyla kanıtlanmış araştırmalar gösteriyor ki, ankara travestileri uyumlu tedavi yoluyla yapılmış olan onarımlar hastanın sağ kalımını ve ileriki tedavi gidişatını hiçbir şekilde etkilemiyor.’

EŞZAMANLI CERRAHİ İLE ALINAN MEME AYNI AMELİYATTA ONARILDI…
Eşzamanlı cerrahi operasyon geçiren hastalardan biri ise 44 yaşlarındaki His Deniz. Hastalığının meydana çıkması ise kelimenin tek manasıyla tesadüf… 2013 seneyi 8 Mart Dünya Bayanlar Günü’nde kızının okulunda yapılmış olan bir çekilişten mamografi hakkı galip gelen His Deniz; ‘Daha önce sıhhat sigortamdan bir mamografi hakkım vardı. Etrafımdaki vatandaşlar ‘boşver ne gideceksin, yok yere işınım alma’ diyince gitmemiştim. Ancak kızımın okulunda bayanlar günü organizasyonunda yapılmış olan çekilişte bana mamografi çıktı. Öbür veli ve arkadaşlara daha güzel ödüller çıktığı için onları kıskanıp bana çıkan ödülü şakayla anlaşılmaz değiştirmek dahi istedim. Netice olarak hastaneye mamografi çektirmek üzere gittim. Hastanede mamografi çekildikten sonra bir birşeyler meydana geldiği görülmüş ve beni bir daha çağırdılar. Gittim ve ultrason çektirmem gerektiğini söylediler. Bende diğer bir yerden de teyit almak için bir mamografi yaptırdım. Sonra bir mamografi daha bu uzayan sürecin sonrasında bir anomali meydana geldiği meydana çıktı. Tamamıyla tesadüf olarak gelişen bu süreç, biyopsi neticesinin ardında berbat rahatsızlık çıktı…’ diyor.

Sonraki müddetçe ise hastalıktan fazladan üzüldüğünü belirten Deniz; ‘Hiçbir şey bilmiyordum sonrası gün Profesyonel . Dr. Abdullah İğici ile görüştük ve memenin tamamıyla alınmasına hüküm verildi. ileri ki zamanlarda Dr. Erdem beyefendi devreye girdi ve benzer operasyonda memenin alınmasına ve onarımına hüküm verildi. Çevremde veya ailemde hiç böyle bir hastalıkla karşılaşmadığımdan bir bilgim yoktu. ileri ki zamanlarda doktorlarıma inandım ve Erdem beyefendi’in dediğini onay ederek 4 saat kadar süren simültane bir ameliyatla hem bir meme alındı hem bir de restorasyon yapıldı… Biyopsi değerlerim yüksek çıktığı için kemoterapi başlandı. Kemoterapi hakikaten çok kolay değil bir süreç, ankara travesti bilhassa saçlarım döküldüğünde kızıma bu hali ne türlü açıklayacağımızı bilemeyüksek. Bir arkadaşımın düşünce verdi ve kızıma bitlendiğimi o nedenle saçlarımın gittiğini söyleyüksek, o da bize inandı. Tedavim bitirdikten sonra ise silikon takılacak’ diyor.

Kanserin berbat bir rahatsızlık meydana geldiğini belirten Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Erdem Itimat , günden güne kanserle ne türlü uğraş edilmesi gerektiğinin fazladan öğrenildiğini ve altını çizen bir başka yeniliğin gündeme geldiğini vurguluyor; ‘Meme kanserinde herkese yapılmış olan bir tedavi yok, travesti ankara kişisel tedaviler var. Tedavilerde kullandığımız yöntemler, bütün edevat ve otomobiller dünya düzeyinde . Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde ne kullanılıyorsa biz de aynılarını yapabilme bahtını yakalayabiliyoruz.’

‘VÜCUDUN BİRÇOK YERİ ONARIM İÇİN UYUMLU . UYUMLU OLMAYAN VAZIYETLERDE İSE KADAVRADAN NAKİLLER DEVREYE GİREBİLİYOR’
Doç Dr. Erdem Güven; ‘Hastamızda multi-disipliner bir çalışmayla tanı konulup, sonra simültane restorasyon talihi yakaladık. Onarımda memenin alındığı bölgeye doku kaybını engellemek yerine bir balon yerleştirdik ve doku kaybını önleyüksek. Hastamızda rehabilitasyonla beraber normal yaşamını aynı ritimde devam ettiriyor. Daha sonraki aşamada ise slikon takılacak. Biz restorasyon ameliyatlarını erken ve geç olarak ikiye ayırıyoruz. Erken aşamanın geçtiği vaziyetlerde geç restorasyon yollarını kullanabiliyoruz. Başka Bir Deyişle asalında asla geç değil. Göğsünü yaptırmaya hüküm verici bir kadın için vücudunun başka bölgelerinde doku almak imkanımız var. Bu bir takım zaman en değerli yer meydana gelen karın bölgesi olurken, – bilhassa göbek altındaki pek doku bizim için altın kıymetinde , o dokuyu biz şekillendiriyor ve mikro cerrahi ile göğüse taşıyoruz, bir takım zaman ise sırt kası olabiliyor. O uyumlu değilse kalçadan doku alımı veya vücudundan doku alınmasını talep etmeyen veya bir şekilde bunun için uyumlu olmayan olaylar için ise kadavradan nakiller mevzubahis olabiliyor. Dermal Matrix olarak bilinen bu yöntem Amerika’da sıkça uygulanıyor ve bizde uygulayabiliyoruz’ diyor.

Obama’nın Tehdidi İsrail’in İran İnadını Kırdı

Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi’nin (AIPAC) aylardır ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI Kongresi’nde sürdürdüğü İran karşıtı kampanya ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI Başkanı Barack Obama’nın Birliğin Hali konuşmasında savurduğu veto tehdidi ile bitti .

BASKI YAPMAYI BIRAKTILAR

Obama’nın İran idaresi ile yürürlüğe koyduğu nükleer uyuşmaya güvenmeyen AIPAC, kuvvetli bağlarıyla Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti’den toplamda 59 senatörün travesti desteğini alarak Kongre’den yepyeni yaptırım paketi çıkarmasını istiyordu. Yaptırım yanlısı Demokrat senatörlerden Richard Blumenthal, AIPAC’ın geriye adımını kanıtlarcasına birdenbire düşünce değiştirerek, “Obama’nın diplomatik adımlarına süre tanınmalı” izahı inşa etti . New York Times ise dünkü haberinde AIPAC’in Demokrat travestiler senatörlere de stress yapmayı bıraktığını duyurdu .

EN NIHAI 33 SENE ÖNCE YAŞANMIŞTI

Uzmanlara yönelik AIPAC’in “istediğini alamadığı” nihai kocaman durum 198bir’de ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI Başkanı Ronald Reagan’ın İsrail’in bütün itirazlarını yok sayarak Suudi Arabistan’a Awacs uçaklarının satışıyla gerçekleşmişti. O tarihten itibaren AIPAC aradığı kanunları bilhassa Senato’da genellikle her iki partinin desteğini alarak oybirliği ile geçirmeyi başardı . Senelik kurultayında 14 bin sponsor , istanbul travestileri beyaz Saray ve Kongre’den konuşmacılar çeken ve İsrail amaçlı her yıl 3, bir milyar dolar destek imkanı sunan AIPAC’in Obama’ya nazaran katı tek yaptırım paketi amaçlı uğraşması ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI’deki Musevi liderler içinde da polemik yarattı. İsrailli gruplar 195bir’de kurulan AIPAC’in katı ve baskıcı taktiklerine dayanak vermediklerini belirtirken, Karalama Karşıtı Takım (ADL) Başkanı Abraham Foxman da, ” Amaç İran olmalı. Burada Obama’yı amaç almak amaçlı bulunmuyoruz” diye konuştu .

BAŞKANLIK KARAYOLU AIPAC’TEN GEÇİYOR

Kendinden evvelki birçok ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI başkanı benzeri Obama da seçilmeden önce AIPAC toplantısında konuşarak İsrail arkadaşı meydana geldiğini ifade etmişti . Obama 2008’den beri kuruluşun her yıl tertip ettiği istanbul travesti kongrelere katılıyor.

Putin, Leopar Kafesine Girdi

Bölgedeki leopar tedavi merkezini gezen Putin, 8 maaş “Grom” lakaplı leopar yavrusunu kucağına aldı. Putin’in sevdiği yırtıcı hayvan yavrusu saldırgan davranarak bir kameramanın ayağına pençe attı.

“BİZ BİRBİRİMİZİ SEVDİK”

Gazetecilerin, “Korkmadınız mı?” suali üst kısmına Rusya öncüsü , ” Elbette …Biz birbirimizi sevdik. Ancak o meslektaşınızı çizdi. Ben hayvanları bir sürü seviyorum, sanırım hayvan yavrusu da bunu hissetti.” diyerek espri inşa etti .

“KAÇAK AVCILAR LEOPARLARI YOK ETTİ”

Daha ek olarak sonra Putin bunun gibi bir merkezin dünyanın hiç bir yerinde olmadığını ifade etti . Putin, “Biz olimpiyat amaçlı bir sürü güzel ve harika birşey yapıyoruz. 1950’li senelerde Kafkaslar’da leoparları kaçak avcılar tamamıyla yok etti. Olimpiyatlar amaçlı onların bir ek olarak burada olması hususunda hükümlü olduk. Bir Sürü kolay değil ve duyarlı bir iş.” diye konuştu .

2009 senesinde Putin, Soçi’ye yakın Krasnaya Polyana kısmında ortaya konulan Batı Asya leoparları üreme ve tedavi merkezine 2 leoparın bırakılması merasimine katılmıştı. İran, Gürcistan, Azerbaycan ve Türkmenistan’da bir sürü az sayıda yer alan Batı Asya leoparları, Bm Vahşi Hayatı Savunma birliğinin nesilleri tükenmekte meydana gelen hayvanlar listesinde yer ediniyor . Rusya Kafkasya kısmında ortaya konulan elbet savunma kapsamında leopar neslinin 10-15 yıl içerisinde yine canlandırılması planlanıyor

Allah Beni Affedermi!! – Travestinin Öyküsü

Hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçti..daha minicik bir çocukken tecavüze uğramıştı..orta okulda evden kaçmış,yine tecavüze uğramıştı..sonra bu iğrenç işten hoşlanmaya başladığını hissetmiş ve nasıl olduğunu anlamadan kendisini,kendisi gibi aykırı insanların yaşadığı bu acaip dünyada buluvermişti..onların içindeyken içinden gelen o aykırı arzularından daha az utanıyordu.çevresinde kendisi gibi insanları görmek onu rahatlatıyordu..hatta önceleri az da olsa rahatsızlık travesti duyarken zamanla bu tamamen yok olmuştu..’’Demet’’takma adlı ‘’izzet’’le çok iyi anlaşıyorlardı.izzete başından geçenleri anlattığı o ilk gün şöyle demişti kendisine:’’bırak bu işleri kızım( ! )tecavüz filan bahane,insan sonradan travesti(! )olmaz,travesti doğar ,bu senin genlerinde varmış ki olmuşsun,yoksa her tecavüze uğrayan travestiler mi oluyor( ? ! )’’
Belki işine öyle geldiğinden bu açıklama ona çok mantıklı gelmişti..kendini rahatlamış hissediyordu..hem burada çevre baskısı da yoktu..kendisi gibi kızlarla( ! )her şeyi paylaşıyor,içinden geldiği gibi yaşıyordu( ! )..
Bir başka travesti arkadaşı ‘’kader’’takma adlı ‘’muzaffer’’in sözlerini hatırladı..’’içinden geldiği gibi yaşa..,Bırak duyguların özgür kalsın..başkalarından değil duygularından emir al..gerçek mutluluk,gerçek özgürlük budur (! ) ‘’demişti..
Önceleri çok daha zevkli ve renkli geliyordu bu hayat..şehvetin iyice delirttiği duyguları adeta kontrolden çıkmıştı..çok müşterisi vardı..ve o okadar arzuluydu ki,müşteriler para vermeyip üste para isteseler gene onlarla yatardı..aza çoğa bakmaz zevkine bakardı..gerçi zaman zamn aynadaki görüntüsünü görünce irkilyor ve’’ kamil ‘’bu senmisin? Diye inliyordu..içindeki çığlığı zorlukla bastırıyor ve hayır sen kamil değil ‘’Hülya’’sın..diyordu..hep öyleydin…bunu geç fark ettin o kadar..Hem beni Tanrı böyle yarattıysa benim suçum ne ( ! )ama içindeki isyan gene dinmiyordu..içini her geçen gün daha çok kaplayan bir karanlık vardı..sanki boğulacakmış gibi oluyor,göğsü daralıyor,nefes alamıyordu..böyle durumlarda içki şişeleri imdadına yetişiyordu..önceleri çok olmazdı izmir travestileri böyle şeyler ama son zamanlarda gittikçe artmıştı.aynadaki görüntüsünden nefret etmeye başlamıştı..önceleri bir fısıltı vardı içinde..,son zamanlarda adeta çığlığa dönüşmüştü..
Sen kendine ne yaptın böyle diye haykırıyordu içinden bir ses..Artık arkadaşlarının anlattığı masallar da onu teselli etmeye yetmiyordu..zaten o lafları söyleyenlerin ne kadar zavallı olduklarını zaman göstermişti.biri intihar etmiş,diğeri kendini iyice içkiye ,uyuşturucuya vermiş..,dağıtmıştı..madem Tanrı onları böyle yaratmıştı da neden bu kadar zavallıydılar..bu içindeki karanlık da neyinnesiydi..toplumun ,dinin baskısından kurtulmuştu, kendini duygularının akışına bırakmıştı.ne için ?mutlu olmak için..peki bu hali neydi ?bu muydu mutluluk ?bu muydu özgürlük ?tiksiniyordu kendinden..yaşamak istemiyordu..daha önce, bırak toplumun,çevrenin, travesti izmir dinin dediklerini bir kenara..özgürce içinden geldiği gibi yaşa diyen içindeki ses şimdi sen zavallının ,aşağılık insanın birisin.ölmeli ve bu iğrenç varlığını yok etmelisin..acıların ancak ölürsen bitecek diyordu..yağmur yağıyordu..üzerindeki samur kürkü sırılsıklam olmuştu..gözyaşları yağmur sularına karışmış yüzündeki boyalar yüzünü daha da acınacak bir hale sokmuştu..üzerindeki kürkü tiksintiyle çıkarıp attı..kulaklarındaki küpeleri,elindeki yüzükleri,bilezikleri..takma tırnaklarını,kaşlarını..topuklu ayakkabılarını..
Üzerinde bir gömlek ve ayağında bir dar mini etek..yalınayak,sırılsıklam yürüyordu..birden bakışları sabitleşti..kararını vermişti..kendini köprüden atacaktı..zaten boğaz köprüsünden atlamak çok moda diye belli belirsiz güldü..yarın gazeteler seni yazacak..bir travesti daha öldü..ve seninle yatan birçok saygın( ! ) iş adamı bile için için sevinecek..hem sırrını mezara götürdüğün için,hem toplumdan bir pislik temizlendiği için..varsın pu iğrenç dünya sizlerin olsun ölüm bana yeter..hızla demir korkuluklara doğru koştu ve çıkmasıyla atlaması bir oldu..bir an,bir saniye bile düşünmeden bıraktı kendini boşluğa..işte kuş olmuş uçuyordu..ne olurdu hep böyle hafif hissetseydi..ne güzel bir duyguydu uçmak..ve ardından korkunç bir ses ve sessizlik…
________________________________________
Gözlerini açtığında küçük bir kuübedeydi..ne olduğunu,nerde olduğunu anlamağa çalıştı..hertarafı ağrıyordu..parmağını bile kımıldatacak hali yoktu..doğrulmak istedi beceremedi.. Acıyla inledi.hayal meyal bir görüntü vardı gözlerinin önünde..güven dolu,şefkat dolu bir ses yorma kendini evladım..dinlenmene bak dedi.. kendinden geçmeden önce duyduğu son sözler bunlardı.. gerçekten bu ses ona güven ve huzur vermişti..bıraktı kendini uykunun kollarına..kendinden geçmişti..yaşlı balıkçı hüzünle süzdü bu genç insanı..zavallı diye mırıldandı..daha yirmisinde ya var,ya yoktu..şairin mısraları döküldü dudaklarından:
‘’Bu kaçıncı bahçe gördüğüm,tarumar’’
Ağlıyordu..
Tekrar gözlerini açtığında ilk gördüğü nur yüzlü babacan bir ihtiyar oldu..aman Allahım bu ne güzel yüz diye geçirdi içinden..güzel dedimse öyle değil..manevi güzellik.. izmir travesti insanın içini huzurla dolduruyor..o çekim alanından güçlükle kurtulup mırıldandı.
Nerdeyim ben,siz kimsiniz?
İhtiyar yine gülümsüyordu.evlat dedi .benim fakirhanedesin..tam köprünün altından geçiyordum teknemle birden ağların üstüne gürültüyle bir şey düştü..bende bu günkü kısmetimiz buymuş deyip seni aldım ve evime getirdim..
İhtiyar bir yandan bunları anlatıyor bir yandan da hazırladığı sıcak bir çayı ona uzatıyordu
İç iyi gelir dedi.
Şaşkınlıkla etrafına bakıp duruyordu.nerdeydi,ne olmuştu..
Kafası çatlarcasına ağrımaya başlamıştı..hala toparlayamamış,olanları kavrayamamıştı.
İhtiyar anlatmaya devam ediyordu.evlat önemli bir şeyin yok..bırkaç kırık ,biraz ezik vs sana uyguladığım tedaviyle inşa-ALLAH en kısa zamanda ayağa kalkarsın.benim kimim kimsem yok.bir tek Rabbim var oda bana yetiyor.rahatsız edeceğim diye çekinme..hem bana can yoldaşı olursun..biryandan ihtiyarı dinlerken bir yandan düşünüyordu..sis perdesi aralanmış,her şeyi hatırlamağa başlamıştı.

Öfkeyle baktı ihtiyara..beni niye kurtardın ki babalık dedi..
İhtiyar yüzünde o hiç eksik etmediği tebessümle karşılık verdi..ben değil evlat, karşıyaka travestileri seni Allah kurtardı.sana ikinci bir şans veren o..
-Hem söylermisin neden intihara kalkıştın?
-?!!!
-Boş ver amca!
Sen bilirsin ama dilersen anlat derdini..rahatlarsın..
Çok ihtiyacı vardı içini dökmeye..hem bu nur yüzlü ihtiyardan daha iyi dost mu bulacaktı dert anlatacak..
Birden ağlamaya başladı..hıçkırıklarla ağlıyordu..
İhiyar:ağla evladım ,ağla dedi..tutma kendini..açılırsın..
-Ölmek istiyorum amca..bu hayattan bıktım..
-Evladım tüm zorluklarına rağmen hayat güzeldir,neden ölesin ki?
-kendimi duygularımın akışına bıraktım,bu uğurda tüm toplumu karşıma aldım,geldiğim noktaya bak !
-senin kimin ,kimsen yok mu?
-Bu hallere düşünce kimin kalır ki,sen benim gibi bir evladın olsun istermisin amca?
-!!
Peki evladım niye kendini bu hallere soktun ki?
-İçimdeki duygulara bıraktım kendimi..yani içimden geldiği gibi davrandım..,
Tanrı beni böyle yaratmışsa,kaderim buysa suç benim mi?
İki kez tecavüze uğradım çocukken..ama o olaylar olmasa da eminim bi şey değişmeyecekti..
Çünkü benim duygularım böyle..doğuştan bu duyguları taşıyorum ben..
Dikkatle onu dinleyen ihtiyar birden sözünü kesti
-yani sen demek istiyorsun ki,beni Allah böyle yarattı bana haksızlık etti..
-Şeyy,evet..
Yani normal yaratsaydı bunalıma düşmeyecektin..
-? ? ..
Peki hep senin gibiler mi intihar ediyor?
-..
-peki sen böyle dersen,bedenen sakat doğan insanlar ne yapsın?
Elleri ,ayakları olmayanlar,kör ,yatalak doğanlar,deliler,geri zekalılar..
Onların suçu ne ?
-…
-Amca kafamı karıştırdın..ben anlamam ki böyle şeylerden..
Aynı orta okuladaki dindersi hocam gibi konuşuyorsun..
-Allah’a inanıyormusun ?
-Ne demek şimdi bu amca elbet inanıyorum,’’günahkarım belki ama,elhamdülillah müslümanım’’
– Peki evlat.,.sorarım sana sence hayatın anlamı ne?
Tüm kainatı hizmetimize verip niye yaratmış bizi Allah ?
??..
Sence onca yaratık içinden sadece insanların ve cinlerin akıl sahibi olmaları bir tesadüf mü ?
Bak ne diyor Allah biz egönderdiği kitabında:’’Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım(ayet))diyor..
Yani bizi bu dünyaya boşuna göndermemiş..akıl vermiş,ve diğer canlıların başına efendi yapmış..
Onları binek olarak kullanıyoruz,etinden,sütünden faydalanıyoruz..
O hayvanlardan bir farkımız olması gerekmez mi?
-İlgiyle dinliyordu genç travesti..
-Amca amma yaptın ben iyi bir insanım,kimsenin zararını,kötülüğünü istemem
-tamam evladım da yalnızca iyi insan olmak bizi kurtarmaz.

-.-Başka ne yapmalıyız ki?

-O zaten kesinlikle olmalı..’’Müslüman insanların elinden dilinden zarar görmediği kişidir’’diyor peygamberimiz..
-peki evlat,Müslüman ne demektir ?
-??..
Şeyy..Allaha va peygambere inanan değil mi ?
-Evet elbette..ama ben kelime anlamını sormuştum
-Bilmem
-Müslüman,teslim olan demektir.
Yani Allah’a kayıtsız şartsız inanan,onun emir ve yasaklarına itiraz etmeden inanıp uygulayan demektir..
Dikkatle dinliyordu..yüzünde sıkıntılı bir ifade vardı..
-‘’Amca,biliyorum benim yaptığım büyük günah..peki,ALLAH BENİ AFFEDER Mİ?’’
Gülümsedi ihtiyar..evlat dedi sen lut peygamberi ve helak olan kavmini hiç duydun mu ?
-Evet..bu yolda olan herkes azçok bişeyler bilir onlar hakkında..Tarihteki ilk sapık kavimmiş..
Bunu söylerken birden canı sıkıldı.. karşıyaka travesti evet yaptığının normal olmadığını (tüm topluma,hatta kendisine bile aksini iddia etsede)çok iyi biliyordu..
ama ilk defa burada bunun sapıklık olduğunu itiraf ediyordu ve bu hiç hoşuna gitmemişti..
İhtiyar onun düşüncelerinden habersiz devam ediyordu.
-işte ,eğer Allah (cc)affetmiyecek olsaydı onlara peygamber göndermezdi..
-??!!…
-RABBİMİZİN RAHMETİ ÇOK GENİŞTİR..ASIL TEHLİKELİ OLAN ONUN RAHMETİNDEN ÜMİDİNİ KESMEKTİR’’

-Senin de dediğin gibi senin yaptığın Allah’a ortak koşmak olan’’şirk’’ten sonra en büyük günah..ama Allahtan ümit kesmek en az onun kadar günah..
İyi de amca,bu halimle ben ne olacağım ne kadınım ne de erkek..duygularımın baskısından nasıl kurtulacağım?

İhtiyar ciddi bir tavırla konuşmaya başladı..
Evlat sen şimdi (Allah korusun)kanser olsaydın veya çok önemli başka bir hastalığın olsaydı,veya komada olsaydın doktor sana ne yapardı?
Tabii ki ciddi bir tedavi veya operasyon uygulardı.
İşte biz de öyle yapacağız.ciddi ve uzun aşamalı bir tedavi uygulayacağız.
Nasıl yani ?
Bizim hastalığımız manevi..,tedavimizde öyle olacak.
Öncelikle kampa gireceksin
?
yani burada epey uzun kalacaksın.
Size yük olmayacaksam,Sorun değil.
Sonra oruç tutacaksın..tedavi süresince oruç devam edecek.
Oruç neden??
‘’Nefs ‘’i terbiye etmenin en etkili yolu ‘’oruç tutmak’’tır.
Sonra ?
Namaz kılmasını biliyor musun ?
Biraz..
Ama yıllardır kılmadım ,duaları hatırladığımı sanmıyorum.
Öyleyse önce dua ezberleyeceksin.ama bu arada boş durmak yok,gir banyoya iyice bir temizlen,şu elbiseleri giy.
Adın neydi evlat ?
Şşşey..kamil.(yıllarca soranlara hülya dediğinden bir an tereddüt etmişti)
Unutma ,Allah seni erkek olarak yarattı..ve sen kıyafetinle ,görünüşünle erkek olma gayreti içinde olacaksın.
Ya duygularım?
Yani kadınlara değil erkeklere ilgi duyuyorum

Bunu söylerken ilk defa utanmış ve başını öne eğmişti.

Sen merak etme dedi ihtiyar..tedavi süresi bittiğinde bunun bir tuzak olduğunu fark edeceksin..cinsel duygu Allahın insanların evlenip çoluk çocuk sahibi olmaları için travesti karşıyaka yarattığı bir nimet.insanı şeytanın kölesi yapan bir zillet değil,bunu anlayacaksın.önce yoldan çıkan nefs’ini,oruç,dua ve ibadetle terbiye edelim.
Elindeki dua kitabını uzattı.buradan namazın nasıl kılındığını ve sureleri oku,ezberle..bu arada boş durmak yok.şu işaretlediğim duayı hemen ezberleyip diline vird ediniyorsun.
‘’la ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin’’
‘’Allah’ım ben nefsime zulmettim,zalimlerden oldum,sen affedicisin,affetmeyi seversin beni affet.’’
Bu dua Yunus peygamber (as)in balığın karnında yaptığı duadır.ve çok makbuldür.bu duayı sürekli yapacaksın.yatarken ,otururken,iş yaparken,gezerken vs.
Boş otururken de eline tesbihi alıp ‘’estağfurullah’’diye tesbih çekeceksin.
Baçlangıç olarak günde ‘’Bin’’defa estağfurullah çek.,yüz defa o okuduğum yunus (as)duasını oku.her vakit namazının ardından en az iki rekat tövbe namazı kıl ve kıyamda,rükuda,secdede hep bu duayı oku.
İlgiyle dinliyordu kamil..gözleri dolu dolu ,pişman,bin pişman,ama ilk kez umutlu..

Amca ,Allah gerçekten bunca rezillikten sonra beni affeder mi?

Evlat,denizden bir bardak su alsan bir eksilme olur mu ?

Olmaz elbette..
Ya bir kova ?
Gene olmaz
Bir ton,üç ton …
Hayır gene hiçbir eksilme olmaz..

İşte o denizlerin sahibi Allahtır.ve onun rahmetini anlatmaya aslında denizler ,okyanuslar yetmez.o günahta ısrar edip kendisine asi olanlara karşı ‘’kahhar’’olduğu gibi kendinden af dileyenlere karşı ‘’Rahman’’sıfatıyla çok merhametlidir.Dilerse işlediğin günahları affeder.o günahlar okyanus ve denizlerdeki köpükler kadar çok olsa da..
Ben..çok pişmanım ..
Birden hıçkırıklara boğuldu..gözyaşı sel olmuş akıyordu..
Secdeye kapanmış sarsıla,sarsıla ağlıyordu

Allahım,ben nefsime zulmettim,zalimlerden oldum,
,sen affedicisin,affetmeyi seversin beni affet
İhtiyar gülümseyerek baktı ona ve :ağla evladım şu an akıttığın her damla gözyaşı günahlarını yok ediyor.seni günah kirinden yıkıyor,temizliyor.kararan kalbini ak,pak ediyor.seni yıllardır bir köle olarak kullanan şeytanı da hırsından çatlatıyor,kahrediyor.artık seni aydınlık günler bekliyor inşaALLAH.şu an ölsen bile bahtiyarsın.ama ölmeyi değil yaşamayı dile Allahtan..dile ki duanın,ibadetin lezzetini tadasın,senin gibi yaşayanlara örnek olasın.savaş ve kazan bu imtihanı..ve o batağa düşenlerin elinden tut..çek çıkar onları düştükleri bataktan..

Gelin diye haykır,ışık bu tarafta,kurtulun karanlıktan,
Hiç umut kesilir mi o merhameti sonsuz Allah’tan..

Bir Travestinin Öyküsü

Bir çok kişi tarafından hala, Heteroseksüellik üzerine kurulu sanılan bu dünyada, aseksüelinden biseksüeline, gayinden, lezbiyenine, travestisinden, transeksüeline bambaşka bir dünya, tahmin edemeyeceğiniz kadar çeşitli hayatlar var aslında. Bunların hiçbirisi ne keyfi, ne de düşündüğünüz kadar uzağınızda. Komşunuzdan tutun da yakın veya uzak akrabalarınızdan aile bireyleri, travesti oğlunuz ya da kızınız, yeğeniniz ya da kuzeniniz… Hatta ve hatta aynı çatı altında yaşadığınız canınız, kanınız… Bilen bilir, bilmeyen de ister istemez eninde sonunda öğrenir… Bu yazı dizisini, travestiler bizleri birazcık olsun tüm çıplaklığıyla, kendi ağzımızdan dinlemeye, anlamaya çalışan birileri vardır belki düşüncesiyle paylaşmak istedim.

Evet gerçekte de bilindiği gibi hayat erkek ve dişi üzerine kurulmuş! Peki ya insanların ruh dünyaları? Nasıl ki yaratılmış hiç bir insanın birebir kopyası yoksa, psikolojiler de, ne annemizle ne babamızla ne de kardeşlerimizle birebir aynı değil. Olması mümkün müdür siz cevaplayın…Bizler böyle uç hayatlar yaşamaya mecbur kalırken, herkesi karşımıza alıyor, adeta dünyaya meydan okuyoruz farkında mısınız? Bu nasıl bir cesarettir ki, ankara travestileri onca homofobiye karşı hayatta kalmaya çalışıyoruz? Ancak nasıl ki erkekten erkeğe, kadından kadına, inanılmaz karakter ve huy farklılıkları varsa iyisiyle kötüsüyle, bizlerin de içinde çürükler olması kaçınılmaz.

”Ne hazin bir çağda yaşıyoruz, bir önyargıyı ortadan kaldırmak, bir atomu parçalamaktan daha güç” – EINSTEIN

Hiç düşündünüz mü neden siz değil de biz?

Böyle veya benzeri bir hayat hikayeniz yoksa, bizleri anlamak için biraz bizleri de dinlemeye, anlamaya çalışın lütfen… Kim bilir belki bir gün anne ya da baba olduğunuzda ihtiyaç duyabilirsiniz. En iyi psikolog, insanın en yakın arkadaşıdır derler ya, kimi zaman insan önyargılardan çekindiği için en yakın arkadaşıyla dahi sırrını paylaşamaz…

neden? Neden? Neden? Neden sorularının ruhuma isyanıyla bir gün derin derin sorgularken kendimi. İlk ne zaman nasıl hissettim kendimi sorusuna cevabım ergenlik dönemleri, orta okul yıllarım, 13-14 yaşlarımdır. İşin özünde aslında enteresan olan tarafsa; kendimden önce yakın arkadaşlarımın, “Sende bi tuhaflık var, niye böyle çok narinsin, kız gibisin” benzetmeleriyle, kendimden önce çevremin teşhis etmesi. Bu çok daha acı bir gerçek, üzücü, hüzünlü, hatta zaman zaman, çok daha çirkin tanımlarla, ankara travesti sinir bozucu bir durumdu…
Kabullenememiştim! Korka korka kendimi sorgulamaya başlamıştım. “Neden? Ne diyor bunlar?” Yıllar sonra sorguladığımdaysa kendimi, üzülerek hatırlıyorum çok daha öncelerini. Henüz 6 yaşındaydım. Yurtdışından tatile gelen komşumuzun, benimle yaşıt oğlunun, elimden tutması, “Hadi gel oynayalım” diye çekiştirmesi sonucunda hissettiğim tuhaf duygularla başlamış benim hikayem;

Bir yerlerde hala yaşıyorsan, kulakların çınlasın aaaah Menderes aaah:)

6 yaşında bir çocuk ne bilir sizce cinsellik, erkeklik ya da dişilik adına? Ama o yaşta bile insanın aşkı hissettiğine eminim… Menderes’in haberdar bile olamayacağı ilk dişil duygularımı harekete geçirmesinden sonra elimizde olmayan, içten gelen dürtülerle, 10-12 yaşlarından itibaren evde yalnız kaldığımda gizli saklı bir biçimde ablamın kıyafetlerini denemek, travesti ankara mumları eriterek takma tırnaklar yapmak, eşarplardan peçe ve saç yapmaya çalışmak en keyif aldığım oyunlarımdı. Her an kapı çalınabilir, eve birileri gelebilir korkusuna rağmen uzun yıllar sürdü bu oyunlar. Hatta kimi zamanlar anneme, babama, abime yakalanmamı ve yediğim okkalı dayakları unutamam hala :) Oysa bunların hepsi benim için küçük bir oyundu o zamanlar. Yaş ilerledikçe artan aile baskısına, “Ablana değil abine özeneceksin!” sözleriyle yediğim azarlara rağmen, sanki kurulmuş bir robot gibi yalnız kaldığım her an, ne kadar köşe bucak saklansa da o çorapları bulur, o tülbentleri peçe yapar eteği de üzerime geçirip teybe Mezdeke kasetini koyar, başlardım döktürmeye. Yakalanırsam dayağın kapıda olduğunu bile bile…

Lise yıllarımda hiperaktif, aşırı girişken, sosyal ruhumla tiyatroya ve folklöre merak saldım. Ama her zaman erkek rollerinden ziyade kadın rollerindeydi gözüm. Halk dansları çalışırken öğrendiğim hareketlerden ve tiyatro sahnesinde oynadığım rollerden ziyade, eve döndüğümde aktris arkadaşlarımın rollerini tekrar etmek, folklördeki kadın figürlerini oynamak çok daha keyifliydi benim için. Dolayısı ile erkek arkadaşlarımdan yavaş yavaş uzaklaşmaya ve kız arkadaşlarımla daha sıkı fıkı olmaya başlamıştım.

Daha güzel görünmek adına sosyal hayatımda bilinçli olarak yaptığım ve kadınsılık içeren ilk eylemim gözüme kahverengi bir kalem sürmek olmuştu… Evden çıktığım an, sakladığım göz kalemimi gözlerime hafifçe sürerdim. Okuldan çıkar, Kızılay’a, Yüksel Caddesi’ne sürekli takıldığımız kafelere giderdim ve bu kez de oradaki arkadaşlarım “Rocker mı oldun? :) ” diye takılırlardı. Güzel bir taktik olabilirdi bu, yasak duygularımı belki de bu şekilde kamufle edebilirdim. Bir taraftan dışarıda Özlem Tekin, Şebnem Ferah, Haluk Levent, Iron Maiden dinler, öte yandan da gizli saklı Bülent Ersoy’u, rahmetli Zeki Müren’i çankaya travestileri büyük bir keyifle dinleyip bu gizli dünyanın özel insanlarını da tanımaya çalışırdım. Çevremdekiler, tavırlarımdaki saklayamadığım feminenliğe şahit oldukça, bana yönelen tuhaf bakışların çoğaldığını fark ediyordum. Önce gay damgası yemiş, sonra da gay olmadığımı ispatlama çabasına düşmüştüm. Tekrar erkek arkadaşlarımla daha samimi olmaya, onların yanında onlar gibi davranmaya, kızlarla da biraz daha mesafeli olmaya başladım. Bu kez de en yakın erkek arkadaşlarımla samimiyetim ilerledikçe sözde kanki oluyoruz sanılırken tuhaf duygulara kapılıyordum. Muhafazakar bir ailenin çocuğu olarak, çocukluğumdan itibaren almış olduğum dini bilgilerle maneviyata yönelmiş, çareyi Yaradan’da aramaya başlamıştım. Ama din bilgisi ne kadar ileri olsa da, 16-17 yaşlarımdayken, kimden yardım istemeye cesaret edebilirdim?

İçimdeki korku ailemin durumumu öğrenmesiydi. Eğer öğrenirlerse ne yapardım nasıl anlatırdım bilemiyordum. O zamanki ruh halimle çareyi, üniversite sınavlarına hazırlanıp, çankaya travesti tüm tercihlerimi şehir dışında yaparak ailemden uzaklaşmakta ve bu duygularla evden uzakta yüzleşmekte buldum. Almanya’da özel bir üniversitenin turizm otelcilik bölümünü kazanmamla üniversite yıllarım başlamıştı. Antalya’da bir tur şirketine bağlı, …sta oteller zincirlerinde staj yapıyor ve 24 kişiyle aynı lojmanda kalıyordum. Saçlarımı omuzlarıma kadar uzatmıştım ve çaktırmadan sürmeye devam ettiğim göz kalemimle kendimi daha iyi hissediyordum. Kız arkadaşlarımla tekrar yakınlaşmış, erkek arkadaşlarımla uyumumu kaybetmeye başlamıştım yavaş yavaş. Kaşla göz arasında takılmalara, sözlü tacizlere dayanmaya, kendimi kamufle etmeye zorlanıyordum artık.

3. senemin başlarında ailevi sebeplerden dolayı Ankara’ya dönmek zorunda kaldım. Ama ne saçlarımdan vazgeçebilirdim ne de artık kontrol edemediğim kadınsı tavır ve kıyafetlerimden. Ailemin yanında kesinlikle kalamayacağımdan emin olduktan sonra tekrar sınavlara girerek bu defa Gazi Üniversitesi’ni kazandım ve okul bahanesiyle tekrar ailemin yanından uzaklaştım. Sözde kamufle taktiğim yine aynıydı. Heteroseksüel bir erkek gibi görünemeyeceksem entellektüel görünecek, travesti çankaya hatta bir de özel bir kız arkadaş edinerek gizlenecektim. Ama maalesef çok sürmedi, kız kıza olmadı. Ben kaçıyordum o kovalıyor. “Anlat, anlat, bi derdin var senin…” Üzmeden uzaklaşmak en güzeli dedim.

Ve nihayet kendim gibi bir arkadaş buldum sonunda. Balıkesirli Tarık. İnanılmaz yakışıklı bir erkekti ama lokalde otururken attığı kahkahalar ben buradayım diye bağırıyordu. O zamanlar ben de popülerdim, şehir radyosunda dj’lik yapıyordum. Ben de ortadayım Tarık da… Millet bize; “sizi gidi siziii” gibilerinden bakıyordu. Dolayısı ile tanıştık, anlaştık ve ev arkadaşı olduk. İnanılmaz keyifli bir ev arkadaşlığı yaşadık. Muhabbet, gırgır derken sınıf arkadaşlarımız bizim evden çıkmazlardı. Sözde esprilerle “Aaaaaaay Allah kahretmesin emi seni” diyerek güler, sonra da herkes kendine yakışanı yapardı. Kimi arkamızdan “Ne ayak la bunlar?” gibi kabaca laflar eder, kimileri de “Rahat olun, boşverin onu bunu. Siz nasıl mutluysanız kime ne?” sözleriyle bize destek olurdu. İkinci senemizde, çömezlerimizden iki arkadaş daha, “Biz burdayııııııız tatlııııım!” edalarında karşımıza çıktı. Olduk mu dört marjinal ev arkadaşı? Şu an birilerinden duyar gibiyim sanki: “MUHABBETE BAK YAAA KAYNAK:)))”

O sene bizim kızlardan (!) biri elinde nereden bulduysa bir dergiyle çıkageldi. Ankara’da KAOS GL adında bir derneğin dergisi. Dergide gay ve lezbiyen haklarıyla alakalı yazılar ve o haftasonu gerçekleşecek olan sağlık ve haklarla alakalı bir etkinlik ilanı. Seminerden sonra akşam bir gece kulübünde eğlence ve ertesi gün de piknik organizasyonu… Türkiye’nin dört bir yanından bu duyguları yaşayan insanlarla hafta sonu Ankara’da tanışılacaktı. Aman Allahım! Çeşit çeşit tipler. Toplantı akşamında bir kulüpüte eğleniyorduk. O zamanlar biz dört ev arkadaşı kezban, kıyıda köşede milleti süzmekle meşgulüz. Çılgınca eğlenenler, gayler, lezbiyenler, travestiler, heteroseksüel kadın ve erkekler. Sonraki gün de piknikteyiz, adeta bir gökkuşağı gibi rengarenk, herkes mutlu, herkes keyifli. Bu dünyada yalnız olmadığımızı gördük ya, artık ne gam!

Okul bitti ve ailelerimizin yanına döndük. Haliyle de evde artık baskılar iyice çoğaldı. Yok “Şunu giyme”, yok “O nasıl konuşma”, “Şu arkadaşından uzak dur” diye sürekli uyarıldım. İş hayatı ise çok zor başladı. Artık kız gibiydim çünkü. Takım elbise de giysem, tacizler ve dedikodular dur durak bilmezdi. Sonunda işverenim hiç alakası olmayan sebepler öne sürerek “Kusura bakmayın, falanca nedenden dolayı personel çıkartıyoruz” diyerek beni işten attı. Yeni bir işe girmek istesem de yine aynı zorluklarla karşılaşıyordum. Nasıl belli etmeyeyim? Doğam kadın, tavırlarım narin, tepkilerim şaşırtıcı. Bırakın erkek kıyaflerini, bu dünyaya sığamıyordum. Gay olmadığımı iyice biliyordum artık. Kendim gibi birine arkadaşlıktan, dostluktan başka bir şey hissetmiyordum. Kadınlara da ilgi duymuyordum çünkü kendimi onlar gibi hissediyordum. Sevilmek, korunmak, ilgi ve şevkat görmek, kısaca sahiplenilmek istiyordum.

Sonunda küçük oyunlar gerçeğe dönüştü ve ilk defa kadın kıyafetleriyle dışarıya çıkmaya cesaret ettim. O topuklu ayakkabıların üzerinde sendelemiyor, kıyafetimi sanki bir manken edasıyla taşıyordum. Hatlarıma dokundukça, ayrı bir mutluluk duyuyordum. Durum bu şekilde olunca nasıl ailemin yanında yaşayabilir, nasıl mesleğimde çalışabilirdim? Hayatı boyunca insan nasıl başkalarının mutluluğu adına yaşayabilir ya da ailesine sevdiklerine bir anda ben buyum diyebilir ki? İnanıyorum ki bu dünya hayatı bir sınav ve yaradılan herkesin amacı da bu sınavda başarılı olmak. Herkesin dertleri türlü türlü, mutlulukları türlü türlü. Beterin beteri olduğu gibi, nefsin de, keyfin de gıdaları o kadar çok çeşitli ki, bir gün vazgeçsen de, sabretsen de, ertelesen de en hassas olduğun anda sana yaşatıyor yaşatacağını…

Bizlerin de inanç boyutu, endişelerimiz, korkularımız, tesellilerimiz, aşklarımız, aile dialoglarımız, sevinçlerimiz, kederlerimiz, amaçlarımız, ideallerimiz ve çeşitlerimiz hakkında detaylı bilgileri paylaşmayı umut ediyorum… Tek bilemediğim sizlerin de bilemediğiniz gibi sonlarımız… Tek dileğim Allah herkesin kalbine, gönlüne, hak ettiğine göre versin…

Size, hikayemdeki çocuğun nasıl GÜNEŞ olduğunu özetle anlatmaya çalıştım. Umarım okurken sıkılmamışsınızdır. Değerli zamanınızı hikayemi okumak için ayırdığınız için sizlere çok teşekkür ederim. Ama lütfen unutmayın ki, hayat kimseye eşit davranmıyor. Başka hayatlarda bambaşka acılar yaşanabiliyor, veya benim geçirdiğim bu metamorfoz çok daha sancısız atlatılabiliyor.